ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ

ERSAĞ  ERSAĞ  ERSAĞ  ERSAĞ
ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ

ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Maraş´ın bugünkü yerine taşınmadan önce iki kez yer değiştirdiği rivayet edilmektedir. Bunlardan birine göre ilk Maraş´ın bugünkü şehrin 20 km. güneyinde Erkenez Çayı kenarında Elmalar Köyü´ne yakın Himli Höyük civarında kurulduğu zannedilmektedir. Asuriler tarafından M.Ö.2500 yıllarında Maraş´ın burada kurulduğu iddia edilse de bunun böyle olmadığı, 
buradaki kalıntıları büyük bir şehir merkezinin harabelerinin olamayacağı ve muhtemel bir Asur ticarî koloni kasabasının Himli Höyük civarında olduğu tahmin edilmektedir. Maraş´ın ikinci yerinin bugünkü Karamaraş denilen ve Namık Kemal Mahallesi´nin bulunduğu yer olduğu söylenilmektedir. Maraş´ın, buraya Hamdanoğulları Hükümdarı Seyfüddevle tarafından (M.S. 944-967) taşındığı belirtilir. Şehrin şimdiki kale ve çevresine ise Dulkadiroğlu Alaüddevle tarafından taşındığı tahmin edilmektedir. Yukarda bahsedilen görüşlerin doğruluğu tartışılmaktadır. Maraş´ın bugünkü olduğu yerde ve bilhassa da Mağaralı Mahallesi´nin bulunduğu mevkide kurulduğunu öne süren araştırmacılar da bulunmaktadır.
Kahramanmaraş ve çevresinde ilk yerleşen ve hüküm süren birlikler Hititler'dir. Çevrede bulunan çanak ve çömlekler, Hititler'in burada hüküm ve egemenliklerini sürdürdüklerini ortaya koymaktadır. Hitit kalıntılarının en belirgin özelliğine Elbistan-Karahöyük'te rastlanmaktadır. Orta Anadolu ve Batı Anadolu'da Hitit imparatorluğu'nun çöküşü zamanında (M.Ö. VIII. yy.) Hitit Kargamış Krallığı burada hüküm sürdü.
 Geç Hitit Prenslikleri zamanında Kahramanmaraş ve çevresinde Hititler'in "Gurgum Kent Devleti" egemenliğini sürdürdü. Asur yazılarının yanında, diğer çeşitli kaynaklardan da öğrenildiğine göre, bu dönemlerde şehrin adı "Markasi" idi. Gurgum Kent Devleti'nin başında, Kral Muttalli bulunuyordu. M.Ö. 721'de Gurgum Devleti Asurlulara bağlandı. Hititler bir arada Kimmerler'in, sonra da İskitler'in akınlarına maruz kaldılar. Fakat kısa bir süre sonra tekrar bağımsızlıklarını ilan ettiler. (M.Ö.660)
Sürekli güneyden kuzeye, kuzeyden de güneye doğru göç eden Kimmerler'in yerleşik bir devlet kuramaması üzerine, bir ara Kahramanmaraş ve çevresi Asurlular'ın egemenliği altında kaldı. Bu sırada, merkezi İran'da olan Med'ler, Keyaksares komutanlığında bir orduyla Anadolu'ya geldiler. Güneydeki zengin komşusu Babil krallığındann da yardım alarak Asurlulara karşı büyük bir saldırı düzenlediler. Asurlular çaresiz kalınca, bütün Asur mallarına el koyup yağmaladılar (M.Ö. 612). Asurluların başşehri sayılan Ninova'nın Medler'e geçmesinden dolayı, Asurlular'ın hükümranlığında bulunan Kahramanmaraş ve çevreside Medler'in egemenliği altına girdi.
 (M.Ö. 612). Medler, sürekli yağmacı ve yayılmacı bir politika izlediklerinden, ekonomik yönden güçlenemediler. Kahramanmaraş'ta yaşayanlar, Medler zamanında fakirleşmeye başladılar. Bu arada Pers ve Pers soyundan olanlar, Medler'in tutumlarını beğenmiyorlardı. Nihayet Güney Iran'da toparlanan Persler'in Ahameniş soyundan olanları, II. Kiros komutasındaki ordularıyla Medler'in üzerine yürüdüler. M.Ö. 550'de Medler'i yenerek bozguna uğrattılar. Orta Anadolu'ya kadar hertaraf Persler'in egemenliğine girdi. Dolayısı ile Kahramanmaraş ve çevreside Persler'in egemenliği altına girmiş oldu.
Persler doğunun ve Iran tarafında hüküm süren en zengin imparatorluklardan biriydi. 0 dönemlerde, doğu ile batı arasındaki önemli ticaret yolları ellerinde bulunuyordu. Güçlü ve ekonomik yönden kalkınmışlığın gereği, batıdaki alınan şehirleri de güçlendirme ve imar etme çabası içine girdiler. Kahramanmaraş ve çevresinin toprağı, zengin ve verimli olduğundan, burada genelde toprağa dayalı çalışmayı ön planda tuttular. Kahramanmaraş, Persler zamanında ekonomik yönden gelişip güçlendi. Persler zamanında şehrin ismi "Markasi" diye söyleniyordu.
 Bu dönemlerde Kahramanmaraş'ın güney kesimlerinde tarım yapılırken, Elbistan, Afşin ve Binboğa sırtlarında iklim yapısı gereği hayvancılığa daha çok önem veriliyordu. Persler ateşe taptıkları halde, bu yörede yaşayan halkın dini inançlarına pek karışmadılar. Yerli halk çiftliklerde köle olarak çalıştırıldılar. Başlarında ise sürekli asker bulunduruldu. Persler, M.Ö. 333'de Büyük İskender'e yenilince, Anadoluda olduğu gibi, Kahramanmaraş'ta Büyük Iskender komutasındaki Makedonyalılar'ın egemenliğine geçti.
Kahramanmaraş'ta Persler hüküm sürerken, Büyük İskender komutasındaki Makedonyalılar, İssos'ta Pers ordularını yenerek bozguna uğrattılar (M.Ö. 333). Bu tarihten sonra Makedonyalıların güçlü imparatorluğu Anadolu'nun her tarafındaki hüküm süren Persler'in egemenliğine tamamen son verdiler. Bu defa da, Anadolu tamamen Makedonyalılar'ın egemenliği altına girdi.
 Anadolu ile birlikte Kahramanmaraş ve çevresi de Makedonya İmparatorluğu yönetiminin emrine girmiş oldu. Makedonyalılar zamanında şehrin ismi "Markasi" olarak söylendi. Büyük İskender, Hatay'ın İssos (Ayas) Ovas'ında son Pers hükümdarı III. Darius'u mağlup ettikten sonra Kahramanmaraş, Tekir, Göksun, Afşin ve Elbistan üzerinden İran'a yürümüştür. Bu dönemlerde Afşin ve Göksun köylerinde Hellenizm medeniyetinin izleri görülmektedir. Halen bu döneme ait eserler Kahramanmaraş Lisesinin yanındaki Kahramanmaraş Müzesi'nde sergilenmektedir. Aradan sekiz yıl geçtikten sonra, Makedonya İmparatoru Büyük İskender'in aniden ölmesi ile birlikte, yönetim boşluğundan, Makedonyalılar da kendiliğinden dağıldılar. (M.Ö. 323)
Makedonya Kralı Büyük İskender'in ölümü ve Makedonyalılar'ın kendiliğinden dağılması ile birlikte Kahramanmaraş'da Kapadokya Krallığı'nın egemenliğine geçti. (M.Ö. 323)Kahramanmaraş, M.Ö. 221'de Galat topluluklarının egemenliğine geçti. Galatlar, Anadolu'daki en savaşçı bir millet olarak tanınmaya başlandı. Bu sıralarda Kapadokya Krallığıda sık sık Galatlar'ın baskınlarına uğruyordu. Sonra Pontoslar ile Kapadokyalılar birleşince büyük bir güç ve topluluk oldular. Bu defa Kahramanmaraş tekrar alınarak Kapadokya Krallığı'nın egemenliği altına bağlandı. M.S. 17'de, Romalılar, bu bölgeyi alarak kendilerine bağladılar. Kapadokya Krallığı'nın tamamen Romalılar'a geçmesi üzerine Kahramanmaraş'ta bu defa Romalılar'ın egemenliği altına girdi.
Makedonyalılar ve Kapadokya Krallığı zamanında, Kahramanmaraş ve çevresinde Hellenizm kültürü giderek tamamen yok olmuştur. Bunun yerini Semitik kültürü aldı. Romalılar zamanında, Kahramanmaraş ekonomik yönden canlılığını gitgide yitirmeye başladı. Romalılar, Suriye'yi hem güney hemde kuzey bölge olmak üzere ikiye ayırdılar. Kuzey bölgesinin adına "Kommagene Bölgesi" adını verdiler. Kuzey Suriye Vilayetine bağlı olan en önemli yerleşim bölgesinin başında Kahramanmaraş ve Adıyaman geliyordu.
 Kahramanmaraş, Romalılar döneminde önemli bir merkez haline getirildi. Bu dönemde şehrin adı "Germanike" diye söylendi. Romalılar zamanında başka şehirlerde birçok ayaklanmalar oldu. Fakat, Kahramanmaraş sakin bir yaşantı içerisindeydi. Kahramanmaraş bölgesine yapılan Sasani istila girişimleri sonuçsuz kaldı. Roma Imparatorlarından Valens döneminde (M.S. 364-378) Kahramanmaraş olağanüstü korunmaya alındı. M.S. 395 yılında Roma'nın doğu ve batısı olmak üzere ikiye ayrılmasıyla birlikte, Kahramanmaraş Bölgesi de Doğu Roma, yani Bizans'ın payına düştü.
Romalılar'ın doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmasından sonra, Kahramanmaraşta tamamen Bizanslılar'da kaldı. Bizanslılar zamanında şehrin adı "Marasion" olarak geçmektedir. Kahramanmaraş, bu dönemde Müslüman Araplar'la Bizanslılar'ın sınırında önemli bir askeri üs olma özelliğini kazandı. Tam sınırda olmasından dolayı, bazan Bizanslılar'a, bazan da Araplar'ın hakimiyetine geçti. Her defasında da çok tahribat görmesine rağmen yeniden onarılmıştır.
Bizans Imparatoru I. Justianus zamanında (527-565) doğudan gelen SasaniIer le uzun süre çatışmalar oldu. Kahramanmaraş'ta bu çatışmalardan oldukça çok zarar gördü. 
Bizanslılar'ın ekonomik yönden güçsüzlüğünü fırsat bilen Sasaniler, 605'de içanadolu'ya kadar gelerek, Kayseri'yi daha sonra da Kahramanmaraş'ı işgal ettiler. Sasaniler 7 yıllık aradan sonra 611'de Kahramanmaraş'tan geri çekilmek zorunda kaldılar.
777'de Kahramanmaraş halkı, Bizans topraklarına saldırarak yağmaladılar. Kahramanmaraş halkı ile başedemeyeceğini anlayan Bizanslılar, bu defa büyük bir ordu ile (110.000 kişilik) Kahramanmaraş'ı kuşattılar (779) Bizanslılar şehri yakıp yıktıktan sonra geri çekildiler. 865 yılına kadar Kahramanmaraş, Müslüman Arablarla Bizanslılar arasında sürekli el değiştirdi. Bu durum karşısında şehir adeta bir harabeye döndü. 886'da kesin olarak Müslüman Arablar'ın egemenliğine geçti.
 Aynı yılın sonunda Bizanslılar kuzeyden şimdiki Göksun Tekir ve Kılavuzlu Köyü üzerinden gelerek şehri tekrar kuşattılarsa da Müslüman Arablar'ın çetin direnişi karşısında tutunamadan geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu sırada kenar mahallelere zarar verdiler. Aradan gegen 15 yıl sonra Bizanslılar'ın ünlü komutanı Andronikos, Müslüman Arabları yenerek Kahramanmaraş'ı tekrar ele geçirdi. Kahramanmaraş 916 yılında da Ermeniler'in yağmalamasına sahne oldu.
1. Haçlı seferleri sırasında Türkler oldukça çok zulüm ve işkence gördüler.Anadolu Selçukluları ile Danışmentliler bir araya gelerek Haçlılara karşı koymaya başladılar. Anadolu Selçukluları ile Danışmendliler'in birlikte hareket etmelerinden her iki tarafın halkı'da memnundular. Büyük güç birliği sayesinde, Haçlıların bazı komutanları tutuklandı. Haçlı komutanlarının tekrar serbest bırakılması hususunda, Danışmentlilerle Anadolu Selçukluları arasında tekrar anlaşmazlık meydana geldi. Bu arada Danışmendliler, Kahramanmaraş ve çevresini ele geçirdiler. Danışmend Gazi komutasındaki Danışmendliler, Kahramanmaraş Ovası'nda Bizanslıları yenerek, komutanları Bohemont'u esir aldılar. Böylelikle Kahramanmaraş ilk defa Danışmendli Türkler'in eline geçti. (1100). Kahramanmaraş'ta Danışmendliler hüküm sürmeye başladılar. 1103'de 1. kılıç Arslan, Danışmendlileri Kahramanmaraş yakınlarında bozguna uğratarak net bir sonuçla yenip, şehri teslim aldı. Daha sonra da Elbistan'ı da Ermenilerden alarak kendi topraklarına kattı.
1107'de Büyük Selçuklu Imparatorluğu'nun karışıklığından yararlanan Ermeniler, Bizanslılar ve Haçlılar, güçlerini birleştirerek Türkler'e karşı saldırıya geçtiler. Bunları durdurmak için 10.000 dolayındaki Türk Ordusu Kahramanmaraş Ovası'na girdi. Bunun üzerine Bizanslılar Göksun'a geldiler. Haçlılar Elbistan ve Ceyhan Havzası'na hakim oldular. Kahramanmaraş 1136'da Danişmendlilerin eline geçti. Melik Muhammet komutasındaki Danişmendliler, Kahramanmaraş'ı olduğu gibi Pazarcık, Elbistan ve Göksun'u da ele geçirdiler. Kahramanmaraş bir yıl sonra 1137'de tekrar Bizanslılar'ın eline geçti.Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Mesut Komutanlığındaki Türkler, 1138'de Kahramanmaraş'a gelerek çok sayıda Ermeni ve Haçlılar'ı esir aldılar. Bu duruma çok hiddetlenen Haçlılar, bu defa da Elbistan ve Göksun üzerine yürüdülerse de Danişmendli Melik Muhammed bunlara izin vermedi.
1243'de yapılan Kösedağ savaşı sonucunda Selçuklular'ın İlhanlılar'a yenilmesiyle birlikte, Anadolu'nun her yanında karışıklıklar meydana geldi. Bu karışıklıkları fırsat bilen Ermeniler Kahramanmaraş'ı tekrar işgal ettiler. Bundan sonra da iranlı Moğollara bağlı kalmak şartı ile Kilikya Ermeni Devleti'nde kaldı.1282'de Memluklar, Kahramanmaraş'ı tekrar aldılarsa da Ilhanlı Hükümdarı Abaka Han, Anadolu'ya gelerek Kahramanmaraş ve çevresini topraklarına kattı. Abaka Han, emrindeki askerlere, Anadolu'nun çeşitli yerlerinde olduğu gibi Elbistan ve civarındaki binlerce insanı acımasızca öldürttü.Anadolu'nun her tarafında olduğu gibi, Kahramanmaraş ve çevresinde de Iranlı İlhanlılar'ın baskısı giderek arttı. Yerli halk, giderek huzursuz oluyordu. Nitekim 1297'de Memluk askerleri ile Türkmenler'den meydana gelen büyük bir ordu kilikya'yı işgal ettikten sonra Kahramanmaraş ve çevresini de ele geçirdiler. Bu sırada Türkmen boylarından büyük bir nüfus Kahramanmaraş'a yerleştirildiler. Kahramanmaraş'ın Memluklar'ın eline geçmesi ile birlikte Hıristiyanların ve Ermenilerin hakimiyetlerine son verildi.
Bu tarihlerde Kahramanmaraş ve çevresinde toparlanan Türkler, Memluklar'ın egemenliği altında olmak üzere bir beylik kurdular. Bu beyliğin adı da "Dulkadir Beyliği" oldu. Oğuzlar'ın Bozok kolundan olan Dulkadirliler'in ilk hükümdar beyi de Zeyneddin karacabey oldu. Karaca Bey; çok gözü pek, dürüst ve akıllı biri idi. Karaca Bey'in ilk işi herkesi etrafında topladıktan sonra, Elbistan ve havalisini Eretna Bey'in elinden aldı. (1339). Memluk Sultanı Melik Nasır Muhammed, Zeyneddin Karaca Bey'e Türkmenler Beyliği'ni ve Elbistan Valiliği'ni verdi. Haliyle de Elbistan Merkez oldu. Dulkadirliler güçlendikten sonra Adana'nın Sis (Kozan) ilçesindeki Ermeniler'le girdikleri çatışmada başarılı oldular. Dulkadirliler'in sürekli güçlendiğini gören Memluklular, rahatsız olmaya başladılar. 1348'de bağımsızlıklarını ilan ettiler.
Osmanlı Imparatorluğu'da Ala üd-Devle'yi başa getirmek istediler. Osmanlı taraftarı olan Ala üd-Devle, Memluklular'a da dost görünerek, kardeşi Şah Budak'ı öldürttü ve Dulkadiroğulları tahtını ele geçirdi. Osmanlılar'ın buyruğu altında olmak kaydı ile saltanatını sürdürmeye başladı. Bu arada Akkoyunlu Devleti ile doğuda savaşa girerek Diyarbakır'ı da Dulkadiroğulları topraklarına kattı. Osmanlı Imparatorluğu'nun da yardımı ile iyice güçlenen Ala üd-Devle, bu defa da Şah Ismail üzerine yürümeye karar verdi. Bunu öğrenen Şah Ismail, erken davranarak Elbistan üzerine yürüdü. Dulkadirliler'in elinde bulunan Elbistan'ı yakıp yıktıktan sonra, başta Elbistan olmak üzere, Harput (Elazığ), Diyarbakır ve çevresini de ele geçirdi (1507). Ala üd-Devle, oğlu Sarı Kaptan komutasındaki bir orduyu Diyarbakır üzerine gönderdi. Fakat başarılı olamadı. Üstelik oğlu Sarı Kaptan yakalanarak öldürüldü.
Hidrografik açıdan en önemli akarsu Ceyhan nehridir. İlk kaynak yerleri Elbistan ovasını çevreleyen dağlardır.Uzunluğu 509 km. dir. Orta Toroslarda Nurhak dağından Söğütlü deresi adı ile çıkar. Hurman ve Göksun çaylarının birleşmesinden sonra Ceyhan adını alır. Engizek ve Ahır dağlarındaki boğazlardan geçerek Çukurova?ya girer. Misis tepelerini çevirdikteen sonra İskenderun körfezine dökülür. Yol boyunca bir çok dereleri toplar. Bunlardan Göksun çayı 115 km. lik uzantıya sahiptir. Binboğa dağlarından inen Kömürsuyu ile başlar. Ceyhan nehrinın bir diğer kolu ise Aksu çayıdır (150 km). Bu çay havzanın güneyinde Engizek dağlarında yer alan Kaya dibi mevkiinde , Küçükcerit köyünün doğusunda, kuvvetli bir kaynaktan çıkar.Erince dağının güneybatisından bir yarma boğaz vadi?den geçerek ve Sarayköyü yakınında Gölbaşı deprasyonuna açılır. Gölbaşı deprasyonunun taban sularınını da alan Aksu çayı İnekli gölünden itibaren güneybatıya yönelerek Pazarcıkta yer alan Kartalkaya Barajına dökülür. Aksu çayı daha ileride yan derelerden gelen sularıda toplayarak Kahramanmaraşın güneybatısında Sır Barajına dökülür. Kahramanmaraş ilinde Ceyhan nehri ve Aksu çayı dışında kalan sular genellikle Ceyhanın kolları olan küçük akarsulardır.İl?deki diğer akarsular arasında merkez ilçe?deki Deliçay, Erkenez çayı, Körsulu çayı, Peynir dere, Kerhan, Geben, Nurhak, Söğütlü, Hurman, Üngüt, Mismilli, Göksu ve Türkoğlunda yer alan Gökpınar gibi akarsular sayılabilir.
Kahramanmaraş?ta yükseltiye bağlı olarak bitki örtüsü de değişmektedir.Çalı Formasyonu,Orman Formasyonu ve Alpin Formasyonu olarak üç çeşit bitki formasyonu görülmektedir.Bunlardan Çalı Formasyonu 500-1200 metreler arasında yer almaktadır. Karışık çalılardan meydana gelen bu bitki örtüsüne Maki Formasyonu denir.Maki Formasyonu içinde , Kermes meşesi, (Quercus coccifefa) Mazı meşesi (Q. İnfectoria), Laden (Ciftus salvifolius), Sandal (Arbutus andrachne), Zeytin (Olea europa), Diş budak (Fraxinus ornus), Sumak (Rhus coriaria), Akça Kesme (Phillyrea latifolia), Karaçalı (Paliurus spinachristi), Erguvan (Cercis siliquatrum) gibi bitki türlerine rastlanır. Kızılçam ormanlarının tahripleri sonucunda ortaya çıkan Kermes meşeleri daha çok plato alanlarında görülen Maki Formasyonunun önemli bir üyesidir.
Anadolu'nun en eski şehirlerinden ve kültür merkezlerinden biride Kahramanmaraş'tır. Halen tamamen işlenmemiş olan folklorunun zenginliğine, yetiştirdiği alimler ve sanatçılara kadar halkında katkısı olmuştur. Eski tarihlerden beri Kahramanmaraş'ın tabii afetlere maruz kalması, zaman zaman yer değiştirmesi ve tarih boyunca istilalara uğraması, İstiklâl Savaşında şehrin yanması, pek çok mimari ve kültür eserinin yok olmasına sebep olmuştur. Eskiden her Camii medresesinin halk tarafından kurulup yönetilen gayrî resmi birer okul ve kültür merkezi olduğu, bazı Camiiler de el yazması dinî ve çeşitli ilmî kitapları kapsayan kütüphaneler olduğu anlaşılmaktadır. Gerek bahsettiğimiz yangınlar gerekse bu kitapların, değerini bilmeyen ellere düşmesi neticesinde çoğu ortadan kaybolmuş, toplamak imkanı da olmamıştır.
Genel Olarak: Toplumun yaşayış alışkanlıkları, dünya görüşleri hakkında bize bilgi veren en sağlam kaynaklar, şüphesiz o toplumun gelenek ve görenekleridir. Bunlar halk kültürünü kuşaktan kuşağa canlı olarak iletirler. Kahramanmaraş'ta bu durum canlılığını muhafaza etmektedir. Ancak zamanla o güzelim gelenekler hurafe haline gelmektedir. Bütün düğünlerin Çarşamba günü başlaması, çamaşır yıkamanın yalnız Salı ve Perşembe günü olması, bir kimsenin bir yere giderken ilk adımını sağ ayakla, yapacağı bir işe sağ elle başlaması, Cuma günü yolculuğa çıkılmaması, yeni doğum yapmış bir kadına albasmaması için yatağının altına soğan, sarımsak ve bıçak koymaları, bir kimse evden yolculuğa çıkarken arkasından bir kova su dökmeleri ve balkonun bir köşesine ayna koymaları... Bahtaçmak (Evlenemeyen kız ve erkeklerin bahtlarını açmak) için çarşaflı bir kadın Cuma günü Caminin kapısı önünde bekler, Cuma Namazından ilk çıkan adama elindeki kapalı kilidi açtırır. Kendi inançlarına göre artık o bekârın bahtı açılmış olur. Yeni yapılan bir evin damının ön kısmına nazar olmasın diye geyik boynuzu takarlar. Zifaf gecesi gerdeğe giren damat ve gelin kapıdan içeri girerken hangisi daha önce diğerinin ayağına basarsa evlilik hayatı boyunca ayağa ilk basan aileye hâkim olmuş olur. Kahramanmaraş halkı inanç ve geleneklerine çok bağlıdır. Bilhassa kadınlar bunlara çok önem verirler. Kahramanmaraş'ta kadınlar arasında kurşun dökme yaygındır. Bir kimseye nazar olmaması için kurşun döktürülür. Bir kimsenin yakın geleceğini bilmek için su içine kurşun attırılır.Kahramanmaraş'ın kendine has adetlerini, gelenek ve görenekleri eminizki ilginizi çekecektir.Bir halk kültürünün büyüyerek ne denli güçlü bir kültür oluşturduğunu göreceksiniz ve şehrimizin bu denli büyük bir kültüre sahip olan ender şehirlerden biri olduğunu bir kez daha anlayacaksınız.
KAHRAMANMARAŞ RESİMLERİ
KAHRAMANMARAŞ FOTOĞRAFLARI
KAHRAMANMARAŞ MANZARALARI
KAHRAMANMARAŞ GÖRÜNTÜLER
KAHRAMANMARAŞ VİDEO
KAHRAMANMARAŞ SPOR
KAHRAMANMARAŞ YEMEKLERİ
KAHRAMANMARAŞ TARİH
KAHRAMANMARAŞ COĞRAFYA
KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM